Aktüel Haber
http://thewpdemo.com/reklamGorsel/1.jpg

Macron’un Neo-Emperyalizm rüyası

ABD/İngiltere/Fransa ittifakının Suriye’ye düzenlediği operasyon sonrası Macron’un yaptığı Türkiye ve Rusya’nın arasını ayırmaya başardık açıklamasının yankıları sürüyor.

Macron’un Neo-Emperyalizm rüyası
Bu haber 17 Nisan 2018 - 8:56 'de eklendi ve 62 views kez görüntülendi.

Haber7.com / Mehmet Acet

Demek ki ABD/İngiltere/Fransa ittifakının Suriye operasyonunun bir hedefi de Türkiye ile Rusya’nın arasını bozmak imiş. 

Demek ki, başka yollar denendi olmadı, birde buradan yürüyelim diye düşünmüşler.

Bunu nereden çıkartıyoruz?

Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un bizzat kendi ifedelerinden:

“Biz bu operasyon ile Türkler ve Rusları ayırmayı başardık. Türkler kimyasal saldırıyı kınadılar ve ardından operasyonu desteklediklerini söylediler”

MACRON DUVARA TOSLADI

Bu sözler hem Moskova’da hem Ankara’da bumerang etkisi yapıp duvara tosladıktan sonra Paris’e geri dönmüş oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha Suriye için harekete geçilmeden önce, “Ne ABD’den, ne Rusya’dan vazgeçmeyiz” diyerek Dünya’ya Ankara’dan bakıldığını deklare etmişti zaten.

Dün, Kremlin Sözcüsü Peskov’da benzer açıklamalar yaptı:

“Moskova ve Ankara’nın görüşlerinin bir dizi konuda birbirinden farklılık gösterdiği kimse için sır değil. Fakat bu durum, görüş alışverişi yapmaya ya da görüşlerimizdeki bu farklılıkları tartışmaya devam etmemizi engellemiyor,en önemlisiyse, bu farklılıklar, büyük ekonomik projeler ve diğer çeşitli projelerde işbirliğimizi pek çok açıdan geliştirmemize yansımıyor.” dedi.

Macron’un ikinci bir açıklaması da bu defa Beyaz Saray duvarına çarpıp yine Paris’e geri döndü.

“ABD Başkanı Donald Trump’ı, Suriye’de kalması gerektiği konusunda ikna ettik” demişti Fransız Cumhurbaşkanı.

Beyaz Saray Sözcüsü Sarah Sanders, “ABD’nin Suriye’deki misyonu değişmedi. Başkan Trump, ABD kuvvetlerinin olabilen en kısa sürede eve dönmelerini istediği konusunda çok açık konuştu.” Sözleriyle Macron’u tekzip etti.

Günün sonunda anlaşıldı ki, meğer beyimizin asıl derdi başka imiş.

Ankara’dan verilen Türkiye/Rusya/İran üçlü fotoğrafına kendisi de dahil olmak istemiş, ama İran’ın vetosu nedeniyle bu mümkün olmamış.

Bunu da Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun sözlerinden anladık:

“Avrupalı dostlarımız işin ciddiyetinden uzak, popülizmi tercih ediyorlar. Macron, Ankara’da 3’lü zirve yapılmadan önce Ankara’ya gelmek istediğini ve zirveye katılmak istediğini söyledi. Cumhurbaşkanımız da Rusya Devlet Başkanı Putin’i aradı, İran Cumhurbaşkanı Ruhani’yi de aradı. Rusya, herhangi bir mahsuru yok gelebilir dedi. İran ise, 3’lü toplantımızı yapalım daha sonra 3+1 Fransa ile de yaparız dedi.”

Arka arkaya aktardığımız bu beyanatlar toplamda Fransa’nın Suriye denklemine etkin bir şekilde girme arzusunun yansıması olarak karşımıza çıkmış durumda.

Macron, Trump ile anlaşıp Suriye’den çekilmek isteyen ABD yönetiminin yerini almak istiyor.

Başbakan Binali Yıldırım, Mart sonunda Bosna Hersek’ten dönerken, bu durumu “Vardiya değişimi” sözleriyle gayet güzel izah etmişti.

Ama anlaşılan Fransa, epeyce geç kaldığı Suriye denklemine neresinden nasıl gireceğini tam olarak ayarlayamıyor.

Fransa’nın Macron’la kabaran Suriye hevesinin nerelerden kaynak bulduğunu tahmin etmek zor değil.

Suriye, Fransa’nın eski sömürgesi.

Birinci Dünya Savaşı sonrası yapılan paylaşım hesaplarının sonunda Suriye Fransa’ya kalmış, 20 inci yüzyılın ilk yarısında bu ülkeyi uzaktan kumanda ile yönetmişti.

Şimdi Suriye’nin iç savaşından yararlanarak geri dönmek istiyor.

Bu da şu demek oluyor:

Fransa’nın neo-emperyalist damarı Suriye üzerinden kabarmış durumda.

Peki Suriye paylaşımında Fransa’ya ne düşebilir?

Macron’un Afrin harekatı boyunca beklenenden daha fazla ‘karşı çıkış’ açıklamaları yapmasından, olabildiğince daha büyük bir pay alma çabası içerisinde olduğunu anlayabiliyoruz.

Ama, mevcut Suriye denkleminde Fransa’ya ya da, Macron’a düşebilecek hisse, çok da büyük görünmüyor.

Şam rejimi Rusya’ya teslim olmuş durumda.

Rusya’nın, bu kadar mesafe kat ettikten sonra hissesini Fransa ile paylaşmaya yanaşmasını ne kadar bekleyebiliriz?

Kocaman bir soru işareti.

Aynı durum İran için de geçerli.

Peki geriye ne kalıyor?

ABD’nin çekilmesi halinde buralardan boşalacak alanlar.

Peki bu alanlar neresi oluyor?

Fırat’ın Doğusu…

Bir de Menbiç…

Yani, PKK/YPG’nin kontrolü altında bulunan Suriye’nin toplamının aşağı yukarı dörtte birine tekabül eden topraklar.

Macron’un Paris’teki Sarayı’nda PKK/YPG’nin önde gelenlerini kabul etmesinin arka planında da bu yatıyor.

Dolayısıyla önümüzdeki süreçte Macron üzerinden Fransa’nın Suriye’de yürütmek isteyeceği trafiği iyi takip etmek gerekiyor.

Çünkü bu trafik birinci derece Türkiye’nin güney sınırlarının güvenliğini yakından ilgilendiriyor.

Macron’un neo-emperyalist rüyalarını sürdürmesi halinde, Türkiye/Fransa ilişkilerinde gerilim düzeyi yüksek bir dönem başlayabilir.

Şimdiden bunun üzerinde durmakta fayda var.

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA